|
SON DAKİKA
EK ÖDEME PAZARTESİ GÜNÜNE KALDI
KPSS'dE ÖĞRETMEN ADAYINA KOLAYLIK
AYM 4+4+4'ü İPTAL EDECEK Mİ
ÖZÜR GRUBU HAKKINDA AÇIKLAMA
Ahmet Hakan ve Abbas Güçlü'nün Gözünden Milli Eğitim
Bugün iki önemli yazarımızdan iki ayrı değerlendirme aldık.
Ahmet Hakan Bey özelde bakanın, genelde milli eğitimin reformaları anlatamadığını sonuca ulaşmaktan uzak bir çaba içerisinde kendisini yorduğunu belirtiyor. Abbas Güçlü Bey bakanın ve tebasının çaresizlik edebiyatı yaptığını, söylediklerinin doğru ama çözüm için 10 yıldır hiç bir adım atılmadığını söylüyor. Bu gidişlede bu acizlik edebiyatı arkasına saklanılacağından ve sonuca varacak reformların gelmeyeceğinden duyduğu endişeyi belirtiyor. Öncelik Ahmet Hakan Bey'de: ÖMER DİNÇER: Önündeki dosyalara gömülmüş hiç durmadan çalışan bir adam... Ömer Dinçer denildiğinde bende uyandırdığı imaj bu... Nasıl görünüyorum, nasıl algılanıyorum, nasıl değerlendiriliyorum? Bunlarla asla meşgul değil... Bu yüzden de kayıpta... Konuşmuyor, açıklamıyor, izah etmiyor... Daha da kötüsü konuşmayı, açıklamayı, izah etmeyi gereksiz görüyor. İşte bu nedenle eğitimi ne hale getirirse getirsin, asla iyi bir imaj veremeyecek. Abbas Güçlü'nün yazısı biraz uzun alıntı yapıyorum: Milli Eğitim Bakanı’nın yüzde 100 haklı olduğu bir konu da, ataması yapılan öğretmenlerden bazılarının görev yerlerini beğenmemeleri, yani atandıkları halde göreve başlamamaları. Bu yüzden ücretli öğretmen çalıştırmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Doğru söze ne denir. Zaten rakamlar da ortada, her atama döneminde, yüzde 1020 arası fire veriliyor. Oysa sözleşmeliye gelince kadar, o beğenilmeyen yerlere gitmek için can atan on binlerce öğretmen var. Bugüne kadar, gitmeyenlerin yerine, anında yedek atama yaptılar da, hayır diyen mi oldu? Tıpkı Anadolu liselerinde dolmayan kontenjanlar gibi dolmayan öğretmen kadrolarının da birinci suçlusu, ne öğrenciler, ne de öğretmenler. Kesinlikle ve kesinlikle, asıl suçlu, bu kaosa yol açan sistemler ve ona seyirci kalan MEB’tir. Bakan Bey, öğretmen yetiştirme konusunda sorunumuz var diyor. Bunu gelen her bakan söylüyor. Peki son 10 yılda bu konuda ne yapıldı? Sıfır elde var sıfır. Hadi bir reforma imza atmak istiyor, peki kafasındaki model ne? Ne kadar tartışıldı ve yarın onun da tu kaka ilan edilmeyeceği ne malum!.. Ve can alıcı konulardan birisi daha. Daha önce defalarca açıklandığı gibi Bakan Dinçer de diyor ki: Eğer siz küresel rekabet içinde bir ekonomide görev almışsanız, belirli bir konuda çok iyi uzman olmamışsanız ve yanınızdaki en yakın rakibinizden ve hatta arkadaşınızdan daha iyi o mesleği icra edemiyorsanız iş bulma şansınız yok. Hemen her konuda olduğu gibi bu konudaki sözlerine de katılmamak elde değil. Peki ama sizin aylardır eleştirdiğiniz öğretmenler ve eğitim sistemiyle, küresel ekonomide rekabet edecek gençler nasıl yetiştirilecek? Bakan Bey, giriş sınavlarının eğitim sistemini dejenere ettiğine, hedefinden uzaklaştırdığına dikkat çekiyor. Buna kim hayır diyebilir ki! Ama asıl merak edilen 10 yıl boyunca, iktidarı ve bakanlığı, sınavları daha da artırıp, dershaneye olan bağımlılığı kronik hale getirmenin ötesinde ne yaptı?.. Söylenenlerle yapılanlar arasındaki çelişki ortaya koyacak daha yüzlerce konu var. Bu, bugün böyle de, dün farklı mıydı? Kesinlikle hayır. Garibimize giden 10 yıllık bir iktidarın, hâlâ enkaz edebiyatı yapıyor olması... Özetin özeti: Dinçer, keşke 10 yıl önce Milli Eğitim Bakanı olsaydı. En azından bu sorunlar, 10 yıl önce konuşulmaya başlanmış olurdu... Son tahlilde kendisini anlatamayan, sorun çözmekten uzak çünkü sorunu ortaya çıkaranla uğraşmayı daha iyi bulan, geri kaldığının farkına varmış ve bu farkındalıkla acele iş yapıp hatalarını artıran bir yönetim var. Yapılması gereken geceden sabaha reformlarla hareket etmek değildir. İlkokul çocuğunun bile bildiği, sıralı, planlı ve uzun soluklu 10 yıllara yayılmış tek bir reform ile yola çıkmaktır. Bu reformu işletme mezunu danışmanlardan ziyade üniversite, öğretmen, idareci vb bu işle yoğrulmuş insanlara danışarak yapmak en doğru seçimdir. Peki yapılır mı? Hayır! Bilinen gerçek hangi belediye başkanı kanalizasyon ve alt yapı işine el atarsa bir daha seçilemeyeceğini bilir. Bu sebeple parklar yapar, havuzlar açar, bol eleman alır, fakir doyurur. Akıllıdır, seçim-koltuk seçmenin geleceğinden önemlidir.
çözümakozan, 4 ay önce yorumladı
para yok atama yok bütçe olsaydı atama yapılırdı.gerisi hikaye sadece insanların kafası karışsın. benim gibi bir çok meslekdaşım ilk defa atanamadığımız için üzülmeyeceğiz bu da daha hiç bir icraatını görmediğm bakanımız sayesinde. atama ama sanki ceza gibi. git ama doğu git ama 3 yıl gelemezsin git ama sende öğretmen misin. ancak kendine saygısı olan insanlar karşısındakine saygı duyabilir ve saygıyı hak eder. kendi niteliklerinden fırsat bulursa çok değerli öğretmenlerin nelerle mücadele ettiğinin farkına varır belki.
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
|